Yolun kenarında, bir çeşme başında oturan yaşlı bir adama rastlamış. Yaşlı adam, elindeki taze bir elmayı büyük bir keyifle yiyormuş. Bizim dalgın yolcu, yaşlı adamın yanından geçerken farkında olmadan derin bir iç çekmiş.
Yaşlı bilge, elindeki elmadan bir ısırık daha alıp gülümsemiş:— "Bak evlat," demiş, "Çoğu insan yolu bitirmeye çalışır, o yüzden yolu göremez. Sen dalgınsın çünkü ya geçip gittiğin yerlerde kaldın ya da henüz varmadığın yerlerin hayalindesin. Oysa yol, tam şu an bastığın topraktır." Yolun kenarında, bir çeşme başında oturan yaşlı bir
Yaşlı adam seslenmiş:— "Evlat, yol uzun ama sen yolda değilsin sanki. Nereye bu gidiş?" Yaşlı bilge, elindeki elmadan bir ısırık daha alıp
Yaşlı adam devam etmiş:— "Dalgın yürümek, ruhunu geride bırakıp bedenini koşturmaktır. Ömür yolu gariptir; hızlı gidersen biter, dalgın gidersen hiç yaşanmamış sayılır. Ara sıra dur, nefes al ve 'Buradayım' de. Yol seni bir yere götürmez, sen yolu beraberinde götürürsün." Nereye bu gidiş
Bu hikaye bize, hayatın sadece hedeflerden ibaret olmadığını, asıl mucizenin o "garip yolun" kendisinde ve şu anki adımımızda gizli olduğunu hatırlatır.